10 Mart 2009 Salı

Bölüm 16 - Başarı Dağı

Bir dağın yamacında yaşadığınızı hayal edin: Başarı Dağı

Bu dağın ne kadar yukarısında olduğunuz ne kadar “başarılı” olduğunuzla bağlantılı olsun.

Başarı” illa da daha yüksek kariyer, daha çok para anlamına gelmeyebilir. Sevgi, aile, inanç vb. şeyler de içerir.


Başarı” sizin için önemli olan herşeydir. Kendi listenizi kendiniz yapın. Bu listenin tamamlanmasına ne kadar yakınsanız, dağın zirvesine de o kadar yakınsınız demektir.

Her sabah uyandığınızda, etrafınıza bakıyor ve manzarının keyfini çıkartıyorsunuz.

Yamaçta sizden daha aşağıda yer alanlara bakıyor ve onlar gibi yaşamak zorunda olmadığınız için rahatlıyorsunuz. Sonra da yamaçta sizden yukarıda yer almış şanslı azınlığa bakıyor...ve biraz kıskançlık hissediyorsunuz (hadi kıskançlık olmasın da imrenme diyelim)..

Ve dağın yamacında daha yukarı çıkmanın hayallerini kuruyorsunuz.

Her gün, yaşam boyunca sürecek bir şekilde dağda daha yukarıya çıkmak için çalışıyorsunuz..ve düşünüyorsunuz ki dağın ne kadar yukarısında olursanız o kadar daha fazla mutlu olacaksınız.

Ne de olsa ne kadar başarılı olursanız o kadar daha fazla mutlu olacaksınız. Değil mi?

Ama ne kadar mutlu olduğunuz..dağda ne kadar yukarıda yer aldığınızla bağlantılı değildir. Şöyle düşünün: Alt taraftakilerin başarı derecesi 1 birim olsun zirveye yakın olanların 1500...

Zirveye yakın olan alt taraftakinden 1500 kat daha mutlu olabilir mi?

Örneğin yıllardır uğraştığınız ve sonunda başardığınız bir ünvan sizi kaç gün veya kaç hafta aynı yoğunlukta mutlu edebilir?

Ne kadar mutlu olduğunuz...nerede olduğunuzla değil, ne yöne doğru hareket ettiğinizle ilgili.

Yukarıya doğru gidiyorsanız, mutlusunuz..Yok, aşağıya doğru gidiyorsanız, mutsuz.

Hayattaki yeriniz gelişme gösteriyorsa, evrim sizi ödüllendiriyor. Düşüş varsa, acı hissediyorsunuz.

Mutluluk veya acı sadece hareket halinde iken kendini gösteriyor.

İki günü birebir aynı geçen insan ne mutludur ne de acı çeker.

Yukarıya çıkma eylemi bittiği anda, artık daha başarılı olduğunuz halde, aşağıdaki seviyede olduğunuzdan daha mutlu da değilsinizdir.

Ne yani, müdür memurdan daha mı mutlu?

Ama memur “müdür olunca bütün dertlerim bitecek” diye terfi etmeye uğraşıyor.

Ama siz sormadan ben söyleyeyim – hayır en zirveye kadar çıkamazsınız. Sizi oraya kolayca götürecek bir havadan bir yardım da yok.

(Tam burada Erdil Yaşaoğlu’nun karikatürünü anlatmam lazım. Çılgın bilimadamı elinde bomba ile düşünüyor : “Dünyanın hakimi olduğum anda bu işleri bırakacağım”...Bir sonraki düşüncesi “Yoksa evrenin hakimi olduktan sonra mı bıraksam?”)