13 Mart 2009 Cuma

Bölüm 13 - Mantıklı Düşünmenin Nesi Yanlış?

Evrim teorisi, doğal seçimin insanın bilinçli zihninin keşfettiği en güçlü buluşlarından biri olduğunu öne sürer.

Bilinç “deneyimleri”miz uyarlanamaz olsa da, bilinçli olarak yaptığımız şeyler (mesela çiçek hastalığı aşısı) genlerimize hatırı sayılır miktarda hayatta kalma şansı vermektedir. (Şu güzelliği göz önüne getirin: Virüsler ve mikoplar kendilerine bir vücut yaratmak yerine varolan zaten yaratılmış bir vücuda girip yerleşmeye çalışıyor. Ama vücudun esas sahibi olan gen çalışıyor didiniyor ve o virüsü öldürecek veya etkisiz hale getirecek tedavi yöntemlerini bulduruyor insana)

Eğer durum buysa ve kararlarımız bilinçli olarak uyarlanabilir ise o zaman nasıl oluyor da “evrim” bizim bilinçli tercihlerimizi de kontrol ediyor/etti?

Nasıl oluyor da, biz nasıl bir kıstas kullandığımızı da bilmeden genlerin hayatta kalma şansını geliştirdik?

Ölümden sakınıyoruz çünkü ondan korkuyoruz, seksi sevdiğimiz için yapıyoruz, çörekleri sevdiğimiz için yiyoruz, çörek yemeyi bir yerde kesiyoruz çünkü şişman olma düşüncesi kendimizi kötü hissettiriyor.

Şişman olma düşüncesinden önce de şu örneği düşünün, 1,5 porsiyon iskender kebabın kokusu karnımız zil çalarken nasıl geliyor, karnımız doyduktan sonra nasıl geliyor? Koku aynı koku olmasına rağmen birisi, bize “tamam artık daha fazla yemene gerek yok” diyor.

Veya oturmuş güzel güzel film seyrediyorsunuz, birden kalkıp buzdolabına gidiyor bir bardak su içiyorsunuz. Acaba siz mi susadınız yok hücrelerin susuz kaldığı mesajını alan beyin “tamam merak etmeyin ben şimdi onu kaldırıp buzdolabına götürür, size su akışını sağlarım” mı diyor?

Kişisel deneyimimiz bilinçli tercihlerimizin duygular tarafından kontrol edildiğini söylüyor: karar verirken bizi iyi hissettirecek olan seçeneklere doğru bir yönelimimiz var.

“Hakikaten” başkalarını düşündüğümüz durumlarda dahi aslında bencil davranmadığımız için kendimizi iyi hissediyoruz. Bizi “iyi” insan yapan da bu.

Bilinçli olarak yaşadığımız bu duygular beynin bizim kontrolümüzde olmayan bir bölümü tarafından yaratılıyor.

Bu sebeple evrimin bilinçli kararlarımızı kontrol yöntemi olarak ortaya koyduğumuz mekanizma şu :

Bilinçli zihinlerimiz, zevki çoğaltıcı, acıyı ise en aza indirici şekilde programlanmış

Dış dünyada olan bir olay hoşumuza gidiyorsa genlerin hayatta kalma şansı artmıştır, kötü hissediyorsak da azalmıştır. Çünkü zihnimizin bilinçli olmayan tarafı genlerin yaşama şansının azaldığını hesaplamıştır. (Beklemediğimiz bir yerden para gelmesinin verdiği mutluluk ile, beklemediğimiz bir masraf kapısının açılmasının bizi üzmesi gibi)

Ortadan Kalkan “Serbest İrade” İkilemi

Matt Ridley Genome kitabında “Şimdi istediğim zaman arabama atlayıp Edinburgh’a gitme kapasitem var. Ve sebep olarak da sadece istemiş olmak dışında bir şey yok...Ben Serbest İrade ile donatılmış bir aracıyım” derken, kumandada bizim olduğumuz yönündeki içgüdüsel bilgimizden bahsediyor.

“İstediğimiz şeyi yapabiliriz”

Ancak bir şeyi “sırf istediğimiz için” yaptığımızda, aslında bize söylenilen bir şeyi yaptığımızın farkına varabiliriz. Susayınca su içmek, acıkınca yemek yemek, yorulunca oturup dinlenmek, haksızlığa uğrayınca sinirlenmek, uykumuz gelince uyumak vs. vs.

Ve “Serbest İrade” ikilemi böylece ortadan kalkmış olur : biz ne de olsa sadece hayatta kalma makineleriyiz – Uykumuz bitince mi uyanıyoruz yoksa “hadi bakalım kalk tembel şey, çalışıp çabala hayatta başarılı ol ki genleri etrafa saçacak olanakları çoğalt” diyen kim?

Ne yaptığımızı görüyoruz ama bilinçli tercihlerimizi kontrol eden mekanizmanın ne olduğunu bulamadık henüz.

Eğer gerçekten “Serbest İrade” sahibi olsaydık – bilinçli zihinlerimiz serbest olsaydı – bütün gün ne yapardık?

Bütün programımızı kendimizi iyi hissetmek üzerine oluştururduk. Bütün gün boyunca. Etrafımızdaki dünyada ne olursa olsun. Tam bir “vur patlasın-çal oynasın” durumu yaşardık.