18 Mart 2009 Çarşamba

Bölüm 8 - “Ben” nedir ve nerededir?

Ben” dediğimiz zaman ne demek istediğimize daha yakından bakalım.

O kadar farkında olduğumuzu zannettiğimiz bu “ben” nedir?

Kim olduğumuzu düşündüğümüzde bütün vücudumuzdan, kafamızdan ayak ucumuza kadar olan bölümden, “ben” kavramını oluşturan bir bütünden bahsediyoruz gibi.

Ancak durum daha karmaşık gibi: Bacaklarımdan birini veya kollarımdan birini kaybetsem ben hala benim. Görüntü olarak biraz değişmiş olabilirim ama temel kişilik özelliklerim beynimin içinde duruyor, giden organımla birlikte gitmiş değil. Bir tekerlekli sandalyeye mahkum da olsam, ben hala benim.

Organları yavaş yavaş azaltsak yaşam kalitemden bir şeyler kaybetsem de “ben” olmaktan bir şey eksilmez. Organ kayıplarını en son “beyin” organına kadar indirgeyebiliriz...

Artık bu aşamadan sonra kaybedeceklerimiz “ben”i ben yapan özellikler olacaktır. Duygular, düşünceler, anılar vs. vs.

Demek ki “ben” vücudum değil, beynimdir.

Ama bunu biraz daha ileri de götürebiliriz. Çünkü uykuda iken, baygınken, aşırı alkol almışken vücudum hala orada ama ben değilim – en azından orada olduğumu ben bilmiyorum.

Hayata dair tek deneyimim – esasında herhangi bir şey konusunda tek deneyimim – uyanık ve bilincimin yerinde olduğu zamanlar.

Şimdi, biliyorum ki bazı şeyler benim bilinçli kontrolümün dışında oluyor: Kalp hızımın kendim tarafından değil de beynim tarafından kontrol edildiğini biliyorum; biliyor muyum???

Demek ki benim beynimde de etkin olarak iki bölüm var: Bilinçli bölüm ve bilinçli kontrolüm altında olmayan hatta orada olduğunu bile bilmediğim bir bölüm daha.

Bu da demek oluyor ki “ben” beynimin bilinçli olmayan bölümü de değilim.

“Ben” sadece bilinçli bölümüyüm. – bilinçli düşüncelerim, hislerim, algılarım, duygularım vs. vs..”ben”im gerçek “kapsam”ım...

GÖZLEM:
Biz,bilinçli zihinlerimiziz. Başka hiç bir şey değil.


Dindeki “ruh” kavramı bir nebze benzerlik oluşturabilir, beden ölünce vücuttan ayrılıp dolaşan, bir şekilde vücudun dışında da yaşamaya devam etme düşüncesi.

Anlamak hem güçlü hem de kolay çünkü bilinçlilik sadece bizim tecrübelerimizdir.

Biz konumuza geri dönelim...

Duygularımız nerede yaratılıyordu? Beyinlerimizde, evet..ama bilinçli zihinlerimizde mi yoksa bilinçli olmayan tarafında mı?

Açıktır ki biz bu duyguları bilinçli bir şekilde deneyimliyoruz..ama bunları bilinçli bir şekilde yaratmıyoruz: duygular beynimizin bilinçli olarak kontrol edemediğimiz bir bölümünde yaratılıyor olmalı:

“İnsan tabii ki istediğini yapabilir; ancak ne istediğini belirleyemez” Schopenhauer

GÖZLEM:
Kendimizi iyi mi kötü mü hissedeceğimiz, beynimizin kontrol edemediğimiz bölüme bağımlıdır.


Bunun bir başka denme şekli de şudur:

SONUÇ:
Beynimizin kontrol edemediğimiz bir bölümü tarafından kontrol ediliyoruz.

Bu kendimizi bizim kontrol ettiğimiz anlamına gelmez, çünkü “biz” denilen şeyin zihnimizin sadece bilinçli tarafı olduğumuza karar vermiştik. Vermiştik değil mi? Hala vermedi isek, dönüp en başından bir daha okumakta fayda var

Bir şekilde, beynimizin bu “bilinçli olmayan” tarafı, dış dünyadaki olayları değerlendirebiliyor ve bunun sonucunda iyi mi kötü mü hissedeceğimizi belirleyebiliyor.

Büyük soru(lar) şu:

- Nasıl oluyor da, her hangi bir zamanda, bilinçsiz beynimiz nasıl hissedeceğimizi biliyor?

- Nasıl oluyor da bilinçsiz beynimiz, dondurma yememizin kendimizi iyi hissetmeyi gerektirdiğini biliyor?

- Nasıl oluyor da bilinçsiz beynimiz annemiz öldüğünde üzüntü hissetmemiz gerektiğini biliyor?


Çünkü anahtar burada

Sadece robot olduğumuzu anlamının anahtarı değil, belki de hayatta değerli herşeyin anahtarı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder