“Yaptığım çoğu şeyin evrimle bir ilgisi yok”
İyi de ben hala nasıl oluyor da yaptığımız her şeyin evrim tarafından programlandığını göremiyorum – bugün yaptığımız bir sürü şeyin “en uyumlu olan kazansın” ile ne alakası var?
Yaptığımız bütün seçimlerin aslında genlerin hayatta kalma şansının çoğalmasına yönelik girişimler olduğu düşüncesi konusunda boşluklar bulmak kolay gibi gözüküyor. Bütün yapmanız gereken ilgisizmiş gibi görünen bir kaç şey bulmak – televizyon seyretmek gibi, bira içmek gibi, dijital saatler üretmek gibi.
Böyle bir beyanda bulunmanın, aynı zamanda başka (veya ek) bir mekanizma olması gerektiğini ima ettiğini detaylı bir şekilde anlatmıştım.
Ama yine de etrafa gen yayma işi ile hiç alakası yok gibi görünen “yaptığımız şeyler”i çözmeye çalışacağım.
Hadi bakalım.
Herşeyden önce insan seçimlerinin sonuçlarının toplamına bir göz atalım. İnsan dünyaya hükmeder (tamam sayısal olarak daha fazla böcek türü olabilir ama istersek bütün böcekleri ortadan kaldıracak kapasitemiz var)
Son iki yüzyılda (yani insanların en çok “özgür” oldukları zamanlar) o kadar ilerledik ki daha önce akla hayale gelmeyen şeyleri başardık. Genlerin hayatta kalma şanslarının maksimum hale getirilmesinde hiç bundan daha iyi olmamıştık.
Bu durumda eğer sizin argümanınız “biz genlerimizden daha fazlasıyız” ise, genlerin de bu argümandan şikayetçi olacağını veya aksini ispat etmeye çalışacağını zannetmiyorum.
Sonuçta onların da yararına olan bir durum. (“Hayır efendim, siz beni kovmuyorsunuz, ben istifa ediyorum”..Tamam, git de, nasıl gidersen git)
Yaptığımız bazı küçük seçimler genlerin hayatta kalma şansını artırmıyormuş gibi görünse de, son iki yüzyılda insan yaşantısındaki toplam sonucun genler için de çok sevimli sonuçlar sağladığını inkar edemezsiniz.
Hala ikna olmadınız mı? O zaman günlük yaşamdaki ufak tefek seçimlerinize bir bakalım.
Birincisi, evrimin sadece “en uyumlu olan kazansın”dan ibaret olmadığına dair bir hatırlatma.
Sadece yaşayan hayvanları seçmek, “en iyiyi seçme” konusunda çok ilkel bir yöntem olacaktır: Bu negatif bir seçim olur- en kötüleri ayıklamak.
Ancak doğal seçim en kötülerden kurtulmak yerine, en iyilerini seçse daha verimli olmaz mı?
İşte bu aşamada cinsiyetçi seçim devreye girer.
Cinsiyetçi seçim, bireylere çiftleşme için pozitif bir seçim olanağı verir. Yani sadece hayatta kalanla değil, hayatta kalanlar arasında en iyisi ile çiftleşebilme olanağı.
Yani karşı cinsle sevişmek için onun sadece nefes alıp verebiliyor olması yetmez, bir de sağlıklı genlere sahip olduğuna dair ikna etmeli bizi.
Bir insan niye yakışıklı/güzel olur?
Niye, içgüdüsel olarak, bir insanı diğerine göre daha yakışıklı/güzel buluruz?
Çünkü çocuklarımızın hayatta kalması için en yüksek şansı bulmaya çalışıyoruz..
Çocuk yaptığımız zaman bir başkasının genleri ile kendi genlerimizi birleştiriyor ve yeni bir birey oluşturuyoruz.
Bu durumda ortalama olarak yeni bireyin özelliklerinin yarısı bizden yarısı da eşimizden geçecektir. Ve çocuklarımızın hayatta kalma başarısını da bu özellikler belirleyecek.
Erkeklerin büyük göğüslü bayanlardan hoşlanmasının mantıklı bir açıklaması var mı?
Erkekler bu açıklamaya ihtiyaç duymadan büyük göğüslere ilgi gösteriyor.
Ama bu kitapta anlatılmaya çalışılan teoriye göre, büyük göğüs çocuğun daha “iyi” beslenebilecek olmasının bir göstergesi.
Erkekler kendi tercihleri olsun, olmasın büyük göğüslere yönlendiriliyorlar.
“O kadın yerine şu kadını beğen, çünkü onda daha büyük göğüs var, demek ki çocuğun için daha fazla süt üretebilecek. Bu da çocuğun daha sağlıklı büyüyecek ve etrafa gen yayma konusunda başarı şansı daha yüksek olacak demektir”
Evet, çok cinsiyetçi ve maçoist bir bakış açısı ama evrimin bizim ahlak çizgilerimizle hareket ettiğini zannetmiyorum.
Bir kere daha, olaya ticari bir anlaşma bakıyoruz: Bir işe girişmek için bir ortak arıyorsanız, bu işte başarılı olabilmek için seçebileceğiniz en iyi ortağı aramak durumundasınız.
Ve bir kere evrime “en uyumlu olan kazansın” diye değil de “cinsiyetçi seçim” olarak bakarsanız, evrimin günlük yaşantımıza nasıl rehberlik ettiğini daha kolay görebilirsiniz.
Eğer kendi çocuklarınızın başarılı bir şekilde hayatta kalması ve genlerini de başarılı bir şekilde torunlarınıza aktarma arzunuzla seksüelliği bir araya getirebilirseniz, insan motivasyonun çoğunu açıklayabilmişsiniz demektir.
Öncelikle, sizin başarabileceğiniz en iyi kalitede bir eşle bir araya gelmeniz lazım. Bulabileceğimiz en iyi ortağı bulmak bizim için kesinlikle temeli oluşturuyor. Ve bu sadece sizin seçmenizi de içermiyor...bir de aynı kişi tarafından seçilmeniz gerekiyor.
Bu durumda da olabileceğiniz kadar çekici ve arzu edilebilir gözükebilmek için sürekli bir uğraş içinde olmanız lazım: nasıl görünüyorsunuz, vücudunuz biçimli mi, kıyafetleriniz güzel mi, eviniz büyük mü, bahçeli mi, çimler güzel gözüküyor mu, arabanız ne marka, herhangi bir müzik aleti çalabiliyor musunuz, yardım kuruluşlarına ne kadar yardım yapıyorsunuz...bütün bunlar (ve çok daha fazlası) sizin olası eşlerinizin, genlerinizi yayma konusunda uygun olup olmadığınızı belirleyecek açık göstergelerdir.
Kimsenin sizi tanımadığı bir kasabadasınız. Sağlıklı bir ilişkiniz var ve bir başkasını da düşünmüyorsunuz..ama hala nasıl göründüğünüz umurunuzda olmaz mı? Peki mantıklı mı? “Serbest İrade” mi? Yoksa milyonlarca yıllık bir evrimde programlandığınız bir şey mi?
Bir kaç kategoriye daha ihtiyaç var :
Öğrenme ve Öğretme – Nasıl para kazanılacağını öğrenme, diğer insanların neler yaptıklarını bilmek, bütün bunlar size nasıl hayatta kalacağınıza ve cinsiyetçi seçilim şansınızı nasıl artıracağınıza dair ipuçları verir
Dedikodu – öğrenin kim kiminle yatıyor, kim ne giyiyor, hedefler ve olası rakipler hakkında bilgi edinmek: kim neyden hoşlanıyor, genetik değeri nedir...
Dinlenme – enerji muhafazası – ama dinlenirken bile, hala aktifsiniz – düşünme, öğrenme, hayal kurma – tembellik sizin için iyidir. Zor bir karar – değerli enerjiyi harcayalım mı yok oturup bir şeyler olmasını mı bekleyelim?
Başkaları ile İşbirliği – Arkadaşlarla iyi geçinmek, hayatta kalmanın en iyi yollarından biridir – bir çok hayvan tek başına hayatta kalamaz. Karıncalardan maymunlara kadar bir çok hayvan türü sosyal gruplar halinde çalışmayı öğrenmiştir. Başkalarından ne kadar çok yardım alırsanız, yaşama şansınız o kadar artar.
Oyun – Öğrenme yöntemi. Aslan yavruları da öyle öğreniyor. Önemli
Müzik – yeryüzünde insanların niye müzikten hoşlandığını anlamak nazik bir konu. Neyse kuşlara sorarız, belki onların da “serbest irade”leri vardır.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder