16 Mart 2009 Pazartesi

Bölüm 10 - Duygular nedir?

...robot olup olmadığımız anlayabilmenin yolu duyguların niye varolduğunu araştırmaktan geçiyor – amacı nedir ve nasıl olup da avantajımıza çalışırlar ?

İlk doğduğumuz günden bu yana duygularımızla yaşadık. Bizim kollarımız bacaklarımız gibi bir parçamız. Ancak kol ve bacaklarımızın ne işe yaradığını açık seçik görüyorken, hiç kendimize sormuyoruz “Öfkemin amacı nedir?” veya “Bugün kendimi mutlu hissediyorum ama bu yaşadığım mutluluğun işlevi nedir?

Duyguların bir amacı olmadığını varsayıyoruz – onlar amaç değil, sonuç.

Ama göreceğimiz gibi bu yaklaşım kendimiz hakkında ne kadar saf ve kendini fazla önemser vaziyette olduğumuzun bir göstergesidir.

Niye yemek yemek bize kendimizi iyi hissettiriyor? Karnımız zil çalarken yemek kokularının ne kadar güzel geldiğini düşünün. Bir de yemek yedikten sonra aynı kokuları inceleyin. Artık o kadar da “iştah açıcı” olarak gelmiyor değil mi? Sevilmek niye bu kadar hoşumuza gidiyor? Takdir edilmek niye hoş bir duygu? Başarmak niye güzel bir şey?

Sahip olduğumuz en temel duygudan başlayalım – fiziksel acı

Fiziksel Acı

Parmağınızı ateşe tutarsanız, canınız acır

Ve gayet belirgin bir sebeple acır: parmağınız hasar görüyor. Vücudunuz ( yani aslında bilinçaltı zihniniz) size o parmağı kurtarmak istiyorsanız acilen harekete geçmenizi söylüyor.
Acı , can yakar...ama o olmasaydı yaşayamazdık.
Peki zevk nedir? Opera veya Picasso’dan aldığımız zevk o kadar belirgin olmasa da, dondurma yemek ve sevişmekten alınan zevk daha kolay anlatılabilir: yağlı yiyecekler hayatta kalmamıza sevişmek de türün devamına yardımcı olur.

Derin karanlık geçmişimizin bir yerinde atalarımızın hiç bir duygusu yoktu.

Herhangi bir zevk almaz, hatta acının nasıl bir şey olduğunu bilmezlerdi. Onlar sadece...öylesine yaşadılar işte.

İlk başlangıçlar zamanı, ilk yaşam formları, bakteri, amip benzeri hücreler... Sinir sistemi yok, acı yok, zevk yok.

Ve sonra duygular gelişti...

Hayvanlar etrafta dolaşmaya başladıkları zaman, hemen kendileri için neyin iyi neyin kötü olduğunu anlamaya dair bir yöntem geliştirme ihtiyacı hissettiler.

Vücutları hasar gördüğünde acı hisseden hayvanlar hayatta kaldı – ve karşı cinsle sevişerek genlerini bir sonraki nesile geçirme konusunda daha fazla şansa sahip olanlar da bunlar oldu.

Acıya karşı gen sahibi sahibi olanlar gelişip çoğalırken, acı hissi olmayan hayvanların nesli tükendi.

Evrim hayvanların hayatta kalması için sopa ve havuç şeklinde çalışır.

Hatta diyebilirsiniz ki, evrim bizi bir köpeği eğitir gibi eğitir:

- Yaşam şansını artıracak birşeyler yaptığımızda bize zevk bisküvitçikleri verir. Hayatta kalma şansımızı azaltacak bir şeyler yaptığımızda da ufak acı cezalandırmaları.

Hayatta kalma şansımız için iyi bir şeyler olduğu zaman – kendimizi iyi hissederiz

Hayatta kalma şansımız için kötü bir şeyler olduğu zaman – kendimizi kötü hissederiz


İşte bu şekilde hayatta kalmak için neye ihtiyacımız olduğunu biliyoruz.

Tamam ama bu bizim robot olduğumuzu da göstermez değil mi? Evrim bizim hayatta kalmamıza yardım ediyor ama biz de zaten öyle davranmayı seçecektik

Acı ve açlık hissi bizim için iyi birşey. Bizi hayatta tutuyor. Eğer karşılığında bir şeyler kazanacaksak ufak tefek acı hisleri yaşamak o kadar da umurumuzda değil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder