“Mutlu – Mutsuz – Fena Değil”
İnsanın içinde bulunduğu durum bu.
Bu evrimin içinde bulunmamızı istediği durum. Evrimin bizim için seçtiği. En başarılı olmamız için içinde bulundurduğu durum.
“Mutlu – Mutsuz – Fena Değil” bizi önemli hale getirir
“Mutlu – Mutsuz – Fena Değil” bizi aya kadar çıkartır
“Mutlu – Mutsuz – Fena Değil” sadece şimdiye kadar olan değil...
..aynı zamanda bundan sonra da görüp göreceğimiz tek yoldur.
Toplamı sıfır olan bir denklemdir bu.
Eğer her zaman “fena değil işte” durumunda dolanıp duruyorsak ve şu anda ne kadar “başarılı” olduğumuza göre beklentilerimizi ayarlıyorsak, demek ki hayatta bir “toplamı sıfır denklem” oyununda takılıp kalmışız. (Zero-Sum Game : Durumu kurtarıcı bir yolun bulunmadığı ve bir tarafın kaybedeceği öteki tarafın kazanacağı karşı karşıya gelme hali)
Ne yapıyor olursak olalım, alacağımız toplam zevk ve acı miktarı her sene aynı kalacaktır.
Bazı insanlar diğerlerinden daha eşit
Herkesin eşit haklara sahip olduğunu varsayarız, hepimiz için fırsat eşitliği vardır.
Sonuçta bu “temel bir bireysel hak”
Ama gerçekte ne kadar eşitiz?
Doğa hepimize doğuşta aynı yetenekleri veriyor gibi gözükmüyor
- Hepimiz bir atlet olacak kadar hızlı koşmuyoruz
- Hepimiz bir beyin cerrahı olabilecek kadar zeki değiliz
- Hepimiz manken olacak güzel değiliz
O zaman insanlar nasıl eşit olabiliyor?
Yoksa doğa bizim “temel birey hakları”mıza inanmıyor mu?
Eğer herhangi bir şeyde eşitsek, o da mutluluğa erişme kabiliyetimizdeki eşitlik olmalı.
Gerçekten mi ?
Eğer dünyada tek bir yerde adalet varsa o da mutlu olma şansımızın hepimiz için eşit olduğudur.
Belki siz de böyle düşünüyorsunuz.
Belki de düşünmüyorsunuz
Bazı insanlar diğer insanlardan daha eşit doğuyor.
Anketlerde insanlara kendilerini ne kadar mutlu hissettikler sorulduğunda, cevaplar ilginç bir şekilde 3 yönde gelişiyor
Bir
Çoğu insan “nötr” vaziyetten birazcık daha mutlu. Eğer “nötr” noktayı ne mutlu ne mutsuz olarak kabul edersek, bir çok insan ortalamada bu noktadan birazcık daha mutlu.
İki
Ortalama değer, her birey için belirgin bir şekilde sabit. Uzun dönemler içinde bu nokta sabit kalıyor. Eğer bir sene “birazcık mutlu” ise, her sene “birazcık mutlu” durumda kalıyorlar.
Bu bizim “mutlu – mutsuz – fena değil” şeklindeki teorik kavramımızla uyuşuyor; şartlar ne olursa olsun beklenti ayarlayıcısı bizim mutluluk çizgimizin sabit bir düzeyde kalmasını sağlıyor.
Üç
Bu seviye her bireyde aynı değildir. Çoğumuz “nötr”den birazcık daha iyi olsak da, aynı ortalama düzeye sahip değiliz. Her birimizin kendi kişisel mutluluk seviyesi var ve bu birimizden diğerine değişiklik gösteriyor.
O zaman neler oluyor? Bu araştırma bizim bireysel mutlu olma şansımız hakkında ne anlatıyor?
Çıkan sonuç, ortalama mutluluk seviyemizin doğumda belirlendiğini öne sürüyor.
Bir başka deyişle, ruh halimize göre otomatik olarak değişen mutluluk seviyemiz, genler tarafından belirleniyor.
Suratımızın neye benzeyeceğini, derimizin rengini belirleyen genler, aynı zamanda ortalama mutluluk seviyemizi de belirliyor.
Biliminsanları bu ortalama mutluluk seviyesine “ayar noktası” diyor.
Ancak bu genler, herhangi bir gün veya herhangi bir hafta ne kadar mutlu olacağımıza önceden karar veriyorlar anlamına gelmemeli.
Ortalamanın ne olacağını belirliyorlar.
Bu seviyenin de hayatımız boyunca sürekli olarak tekrar edip duracağına karar veriyorlar.
Ve bazı insanlar diğer insanlara göre daha yüksek bir ortalama mutluluk seviyesi ile doğuyor.
Bazılarımız mutlu doğuyor. Ve öyle kalıyor
Bazılarımız mutsuz doğuyor. Ve öyle kalıyor. Tüm yaşamları boyunca...
Korkutucu
Hayat bu kadar adaletsiz olabilir mi?
Tabii ki olabilir. Biz bütün insanların eşit doğduğuna inanmak istiyoruz ama evrim eşitlikle ilgili bir şey değil. Ne adil ne de adaletsiz. Evrim şans ile ilgili ve sonra da bu şanslılardan en iyilerin doğa tarafından seçilmesi ile ilgili.
Ve bu şanslardan biri de, bu “ortalama mutluluk seviyesi”ne göre evrimin, hafifçe mutlu olanın hafifçe mutsuz olana göre biraz daha fazla yanında olması.
Ve hayattaki gerçek piyango da aslında bu.
En zeki, en yetenekli veya zengin bir ailenin çocuğu olmanızla hiç ilgisi yok.
Bunların hiçbiri mutluluğunuza etki etmek için gerekli şeyler değil.
Gerçek piyango bu “ayar noktası”nın ne kadar yüksek olduğu ile ilgili.
Ne hayattan daha fazlasını alma çabalarımız, ne de en iyisi olmak için verdiğimiz çaba...Ne kadar “iyi” olacağımızın en önemli etkeni, anne-babamızın kim olduğudur.
Tembel Yunus
Küçükken annem beni doğum günümde Hayvanat Bahçesi’ne götürdü. O günlerde vahşi hayvanların yaptıkları numaralara belli başlı eğlencelerden biriydi. Hayvan Hakları Savunucuları daha terör estirmiyordu. Şempanzelerin çay partisi, fillerin banyo saati beni çok eğlendirmişti.
Ama beni esas heyecanlandıran yunuslar oldu : taklalar atıyor, havuza geri düşerken etrafı ıslatıyor, futbol oynuyorlardı. Hatta doğum günüm diye beni ufak bir sandalla havuzda bile dolaştırdılar.
Yaptıkları her numaradan sonra, bakıcı yunuslara bir balık atıyordu.
Uzun günün sonunda eve döndüğümde, bir konuyu kafaya taktığımı hatırlıyorum.
Kafama takılan şuydu: Ya yunus dostlarımdan biri bir gün birden yaptığı numaraları unutursa? Veya verilen talimatları duyamayacak şekilde bir kulak iltihabı kaparsa?
Artık ona balık verilmez, o da açlıktan ölür mü? Bakıcı artık sadece diğerlerine balık atar, ona hiç bir şey vermez mi? Benim yaşlarımda bir çocuk için çok can sıkıcı bir durum.
Annem, yunusların ne kadar numara yaptıklarının önemli olmadığını, bakıcının gün sonunda – kontrollü diyet sistemi dahilinde – hepsinin aynı sayıda balık yemesini gözettiğini anlattığını.
Bu, günlük almaları gereken kalori açısından önemliydi. Sonuçta (hiç numara yapmayı beceremeseler bile) yunuslar değerli hayvanlardı, bakıcının görevi de onları doğru miktarda besleyerek sağlıklı kalmalarını sağlamaktı.
Anlamsız geldi.
O zaman yunuslar niye numara yapmak için uğraşsın ki?
Niye bütün gün kafalarına göre yüzüp, ne istiyorlarsa onu yapmasınlar havuzda?
25 yıl sonra kendimi hafiften o yunuslar gibi hissetmeye başladım.
Kendi küçük havuzumda daha fazla balık kapabilmek için uğraşırken merak ediyordum “ ben mi yanlış numaralar yapıyorum, yoksa yaptığım numaraları mı beceremiyorum?”
Sonra yunusları hatırladım
Ve ne kadar çok numara yaptığımın o kadar fark yaratmadığından şüphelendim....
..Önünde sonunda gene aynı sayıda balık verilecekti bana.
Biz insanlarda benzeri bir kontrollü diyette olabilir miyiz? Balık, çikolata veya ne seviyorsak onunla değil de daha temel ve bizim için daha önemli birşeyle besleniyor olabilir miyiz?
Duygu diyeti ile kontrol ediliyor olabilir miyiz?
Son bir kaç milyon yılda, epeyce gelişmiş zekamızla evrim ustamızın istediği daha gelişmiş numaralara odaklanıyorduk.
Ve bir çoğumuz havuzda yüzmeye devam ederken bir kaçımız da “bu havuzdan çıkıp balıklar nerede saklanıyormuş, onları bulsak ya” demeye başladık.
Çünkü biz bunu yapmadığımız müddetçe, bizim bu çabalarımızdan tek faydalanan bakıcılarımız oluyordu.
İnsanlığın geleceği bizim tahminlerimizden çok daha farklı olacaktır.
Ve ne kadar çabuk olursa, bizim için de o kadar iyi olacaktır.
Özetle
1) Biz ermişiz muradımıza
Evrim bizim çok uzun süre mutlu bir şekilde vakit geçirmemize izin vermez, çünkü genlerimizin yararı için çalışmak zorundayız ( çünkü sonuçta bizler birer robotuz)
Mekanizmanın nasıl çalıştığını, mutluluğu çok kısa sürelerde yaşadığımıza dair olan kişisel deneyimlerimizde görebiliriz. Sadece Beklenti Ayarlayıcısı bile hayatın umduğumuz gibi hiç bir zaman gül bahçesi olarak kalmayacağını gösteriyor
2) Biz erememişiz muradımıza
Evrim bizim zevk-ü sefa içinde yaşamamıza izin vermeye niyetli gözükmese de bizi ucu bucağı olmayan dertler içinde de bırakmıyor.
Hayatlarımız her ne kadar berbat edilmiş hale gelse de herşeyin daha iyi olacağına dair umudumuz da hiç kaybolmuyor.
3) “İç güveysinden hallice” durumu..”Eh fena değil işte”
Görünen o ki “ne olsun işte – Fena değil, sağol” durumu, tam da bizim için tasarlanmış gibi. – Çünkü “fena değil” durumu dünyayı ele geçirmek için tasarlanmış bir robot için en ideal ve verimli durum olarak görülüyor. (Gün gelecek o “iç güveyine sahip olan kaynana veya kaynata” olacak. Bu konuda ümidi hep varolacak)
8 Mart 2009 Pazar
Bölüm 18 - Ruh Halimiz : Mutlu – Mutsuz – Fena Değil
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder